Yazmak : On Yaşındaki Bir Çocuğun Kefareti

En son güncellendiği tarih: May 2

17 Ağustos 1999 yılındaki Marmara Depremi'nden sonraki Eylül ayıydı. Okullar açılmıştı ve 5.sınıfa başlamıştım. Önceki senelere göre sınıfın en çalışkan fakat en yaramaz öğrencisiydim. Okulun ilk günü olmasına rağmen arkadaşlarımı alıp diğer sınıflara gidip, kavgalar edip, nöbetçi öğretmenleri peşime takıyordum. Okulun ilk günü bitmeden öğretmenlerim illallah etmişti. Neyse ki imdatlarına yanlış hatırlamıyorsam 5.9 büyüklüğünde artçı bir deprem yetişmişti. Bir curcunayla, avluya çıkıp ne olduğunu idrak ettikten sonra evin yolunu tutmuştum. Eve geldiğimde okullar Ekim ayının ilk haftasına kadar tatil edilmişti.


Ekim ayında geri döndüğümde yaramazlığa devam ediyordum. Bir hafta sürdü, okul yönetimi beni sınıfımdan alıp başka bir şubeye, kavga ettiğim sınıflardan birine yolladı. Eve yanlışlıkla giren sokak kedisi çekingenliğiyle bir süre okula gidip geldim. Bu sınıfı yoldan çıkaramayacağımı anlayınca da evcilleşmeye başladım. Burada Aylin adında bir sınıf öğretmeni vardı. Önceki senelerde de hep bu sınıfın öğretmenliğini yaptığı için bazı standart çalışmaları vardı. Her hafta Türkçe derslerinde kompozisyonlar yazdırıyordu ve isteyenler tahtaya çıkıp sesli bir biçimde okuyordu. Bir gün hiç beklemediğim bir anda, cam kenarı en arka sıramda otururken "Kalk tahtaya gel, yazdığını oku" dedi. "Öğretmenim, kem küm, okumasam..." diye eğri büğrü yalvarırken kendimi kara tahtanın önünde bulmuştum. Kompozisyonun konusu ise serbestti ve ben depremle ilgili yazmıştım. Okuyup bitirdikten sonra tüm sınıfa beni alkışlattı "Neden önceki kompozisyonlarını okumadın hiç, çok güzel yazmışsın" dedi ve defterimdeki tüm kompozisyonları ders bitene kadar okuttu. O okuttukça benim çekingenliğim gitti ve coşkuyla okudum. Sonrasında ise okulda kompozisyon yarışmalarını kazandım, Kurtuluş Savaşı ile ilgili oyun yazdım, 23 Nisan'da oynadık. İlçe kompozisyon yarışmasında derece kazandım. Maalesef bu yazılarla ilgili aklımda bir cümle bile yok şimdi. Fakat o günden bu yana da hep yazmayı ve okumayı sevdim.


Lisede ergenlikle beraber şiirler yazdım, neyse ki onları kaybetmedim duruyor. Üniversitede fanzinlerde yazdım. Üniversiteden sonra ise Radikal Blog kapanana kadar orada yazdım. Şimdi ise; evet burada yazıyorum. Ve bunun sebebi, tamamen 10 yaşındaki bir çocuğun yaramazlığından ötürü. Benim hiçbir suçum yok. Ben şu an kefaretini ödüyorum.


Tatar Ramazan'ın da dediği gibi şimdi: "Merhaba yarenler, merhaba felaket arkadaşlarım"


Nice yazılarda buluşmak üzere...

37 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Merhaba;