Hakkınızı Nasıl Öderiz?

En son güncellendiği tarih: May 14


Hayatımız bazı kalıp cümlelerle dolu. Söyleyince her şey düzeliyormuş gibi, bir daha asla bozulmayacakmış gibi düzen…


Son bir yılın modası olarak sağlık çalışanlarına yönelttiğimiz o şefkatli ve sözde teşekkür cümlesini ele alalım. “Hakkınızı nasıl öderiz?” “Hakkınız ödenmez.” gibi cümleler… İyi niyetli görünüyor ama bizim lafla peynir gemisi yürütme ısrarımızın da göstergesi… O yüzden görünürde iyi niyetli ama aslında “Bir şeyleri düzeltmek için kılımı kıpırdatmayacağım.” anlamına geliyor. “Hakkınız ödenmez.” değil de “Hakkınızı ödemeyeceğim.” demek bu.


Oysa ki hakkını ödeyebilirsin sağlık çalışanının. Nasıl mı? Şöyle. Hak mücadelesi için meydanlara çıktıklarında, TV’de görüp ‘vatan haini’ yaftası yapıştırmayarak başlayabilirsin. Sonra meydanlarda onlarla omuz omuza durabilirsin mesela. İzin hakları ellerinden alınırken insanca çalışma şartları için onlardan yana taraf olabilirsin.


Bunu yaptığında her şeyi siyaset malzemesi olarak kullanmakla suçlanacaksın, bundan da korkma. Elbette siyaset. Sorunu çözecek siyasilerin herhangi bir çözüm getirmemesini eleştirmek, işleri daha kötüye götürmelerine karşı olmak elbette ki siyaset. Artık günlük hayatımızı her anlamda işgal etmiş bu yanlışlar sarmalından kurtulmaya çalışmak elbette ki siyaset. Ya ne olacaktı?


Sözün kısası… Gücün yettiğince yanlarında olabilirsin sağlık çalışanlarının. Kafanı camdan uzatıp özverileri için alkışlamak kolay. İçeriksiz, fikirsiz, suya sabuna dokunmadan hiçbir teşekkür cümlesi samimi değil.


Artık sözlere değil, eylemlere bakmanın zamanı. Şöyle büyüğüz, böyle muhteşemiz, demekle öyle olunmadığını anladık mı? Anladıysak kendimizi değiştirerek gösterelim bu değişimi. Dilimize pelesenk “hakkınızı ödeyemeyiz.” cümlelerini tekrarlamak yerine, içimize dayanışma bilincini dolduralım. Dayanışma olmadan hiçbir özverinin hakkını ödeyemeyiz.

41 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör